Astım Hastalığı ve Tedavisi

Astım; erişkin yaşta diğer obstruktif hastalıklar ile, çocukluk yaş grubunda ise enfeksiyöz nedenler ile karışarak tanısı göz ardı edilebilen bir hastalıktır. Bu nedenle astım düşünülen olgularda tüm bulgulara çok dikkatle yaklaşmak gerekmektedir.

Astım; dünyada 300 milyon kişiyi etkilediği tahmin edilen ve sosyoekonomik yükü fazla olan, ciddi bir sağlık sorunudur. Tedavi edilmediğinde, kişinin yaşamını önemli ölçüde sınırladığı ve bazen de ölümcül olabileceği bilinmektedir. Ayrıca, astım hastalığının doğru tedavi edilmemesinin, iş veya okul kaybı ile birlikte, hastaneye yatış veya acil başvuruların artmasına yol açarak, tedavi maliyetini arttırdığı bilinen bir gerçektir. Bu açıdan yeni son bilimsel veriler ışığında, Küresel Astım Önleme ve Tedavi Rehberleri hazırlanmıştır. Yeniden hazırlanan GINA 2006 rehberinden sonra Ulusal Astım rehberimizde güncelleştirilmiştir. Bu rehberlerdeki önerilerin dikkate alınarak tedavinin uygulanması, hastalığın kontrol altına alınmasını sağladığı gibi, hastalığın maliyetini de azalttığı düşünülmektedir. Astım, tamamen iyileşemez fakat doktorun hasta ve yakınları ile iyi bir işbirliği yapması hastalığın tam kontrol altına alınmasını sağlayabilir.

Kontrol altına alınan astım hastalığı; kişinin haftada iki veya daha az semptomunun olması, haftada iki veya daha az rahatlatıcı ilaç kullanması, PEF ya da FEV’inin normal veya kişinin en iyi değerinde olması, gece ya da sabah erken saatlerde uyanmaması ve egzersizde, işte veya okulda aktivite kısıtlanmasının olmaması olarak tanımlanır. Astım, pek çok hücre ve hücresel elementin rol aldığı, hava yollarının kronik inflamatuar bir hastalığıdır. Özellikle gece veya sabaha karşı gelişen, tekrarlayıcı özellik gösteren öksürük, göğüste sıkışıklık hissi ve hırıltılı solunumlar hastalığın en belirgin özellikleridir. Bu ataklar, yaygın olmakla birlikte kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelen reverzibl değişken hava yollu tıkanıklık ile seyreder. Yapılan araştırma ve gözlemlere göre Astım; genelde çocuklarda %10-15, erişkin yaşta ise %5-10 arasındadır. Ülkemizde çocuklarda %0.7 ile %14.8 arasında, erişkinlerde ise %0.3 ile %7.6 arasında olarak bildirilmiştir. Astım çok çeşitli etkenlere dayalı bir hastalıktır. Risk faktörleri; kişiye (konakçıya) ait faktörler ve çevresel faktörler olarak iki başlıkta incelenir.

 

Konakçıya ait risk faktörleri

Genetik

Cinsiyet

Obezite

 

Çevresel faktörler

Sigara

İç ortam ve dış ortam hava kirliliği

Solunum yolu infeksiyonları ( hijyen hipotezi )

Beslenme

Alerjenler

İç ortam alerjenleri: Ev tozu akarı, hamamböceği, mantar, hayvan alerjenleri,

Dış ortam alerjenleri: Polenler, mantarlar,

Mesleki alerjenler

Astımın kontrol altına alınabilmesi için, öncelikle hedeflerin belirlenip, tedavinin buna göre planlanması gerekir. Başarılı bir astım tedavisinde hedefler;

Hastanın gün ve gecelerinin semptomsuz ya da en az semptomla geçmesini sağlamak ve bunu sürdürmek,

Astım atak sıklığını önlemek,

Acil servis başvurusunu ortadan kaldırmak,

Semptom giderici ilaç ihtiyacını en aza indirmek,

Egzersiz dahil fiziksel aktivite kısıtlanmasını azaltmak, normal aktivite düzeyini sürdürmek,

Solunum fonksiyonlarını normale en yakın değerlerde tutmak,

İlaç yan etkilerini en aza indirmek,

Astıma bağlı mortaliteyi önlemek.

Astım tedavisi; hasta eğitimi, korunma, ilaç tedavisi ve immünoterapi başlıkları altında irdelenebilir. Astımlı bir hastayı tedavi ederken, tedavisinin temelini oluşturan hasta eğitimine çok önem verilmelidir. Hasta ve yakınları astım konusunda bilgilendirilmelidir. Hastalığın kronik olduğu yakınmaları arttıran etkenler, bunlara karşı alınabilecek önlemler, kullanılan ilaçların özellikleri, kullanma teknikleri, yan etkileri ve hastalıkta düzenli ilaç kullanma ve takibin önemini vurgulama, mutlaka hasta eğitiminde yer almalıdır. Tedavide başarının, hastanın uyumu ile arttığı unutulmamalıdır.

Astım hastalığında tetik çeken etkenlere yönelik önerilerin uygulanması ile, hava yolu hiperreaktivitesi ve inflamasyonun azaldığı görülmüştür. Astımlı hastalarda sigara, hava kirliliği, boya ve kimyasal maddeler gibi yoğun kokular yakınmalara neden olabilir. Uzak durmalarını öneriyoruz. İş yerinde, ev ortamında sigara içilmemesi sağlanmalıdır. Gerekirse astımlı hastalara sigarasız, kokusuz, irritan etkenlerden uzak ortamlarda çalışmalarını sağlayacak raporlar verilmelidir. Viral infeksiyonlardan korunmak için, her yıl eylül veya ekim ayında grip aşısı önerilir. Allerjik astımlı olgularda duyarlı oldukları ev içi ve ev dışı alerjenlere yönelik koruyucu önlemlerin uygulanması hastalığın kontrolünde başarıyı arttıracaktır. Allerjen spesifik immünoterapi bu konuda uzmanlaşmış kişiler tarafından, iyi seçilmiş allerjik astım hastalarında, bazı alerjenlerle ve hastanın tolere edebileceği en yüksek dozda ve uygun sürede uygulandığı takdirde, iyi sonuç verebilir.

Astım tedavi planını belirlerken iki grup ilaca başvurulur. Bunlar; kontrol edici ve semptom giderici ilaçlardır. Astım tedavisinde, kullanılan ilaçların çoğu inhalasyon yolu ile verilmektedir. İlaçlar; daha düşük dozda doğrudan bronşlara ulaşmakta, hızla iyi bir etki sağlamakta ve yan etkilerinin görülme olasılığı da az olmaktadır. İnhalasyon yolu ile verilen ilaçlar; ölçülü doz içeren sprey, diskus, turbuhaler, diskhaler, inhalasyon kapsülü, easyhaler veya nebulizatörle kullanılan nebül tarzı olabilir. Ölçülü doz inhalerler, direkt olarak veya gerekirse hazneler (spacer) aracılığı ile de kullanılabilir. Gerektiğinde bazı astım ilaçları da, oral veya paranteral yolla kullanılmaktadır.

 

Klinik bulgular

Aşağıdaki yakınmalara astımlı hastalarda sıklıkla karşılaşılır.

Nöbetler şeklinde ortaya çıkan nefes darlığı, hırıltılı solunum (=Wheezing), öksürük ve göğüste sıkışıklık

Yakınmaların özellikle gece daha belirgin olması

Ataklar arası dönemde hastaların asemptomatik olması

Nefes darlığının kendiliğinden veya ilaçlar ile düzelmesi

Bazı spesifik (allerjen) veya nonspesifik (toz, koku, duman, vs.) uyaranların varlığında yakınmaların ortaya çıkması.

 

Astımı Tetikleyen Faktörler

Sigara dumanı

İç ortam ve dış ortam hava kirililiği

Solunum yolu infeksiyonları

Emosyonel durumlarda uç duyguların yaşanması , stres, aşırı üzüntü, kahkaha.

Egzersiz

Allerjenler, sadece allerjik astımlılar için bir uyarandır.

Besinler; erişkin astımında çok önemli değilken, çocukluk astımında dikkatli olunmalıdır.

İlaçlar; ß-blokör içeren antihipertansifler ve göz damlaları, ACE inhibitörü ilaçlar, aspirin ve diğer nonsteroidal antiinflamatuvar ilaçlar, kokain, radyokontrast ilaçlar, eroin.

 

Astım hastalığında sınıflandırma

Etyolojik olarak sınıflama

*Allerjik astım:

Çocukluk döneminde astım %80-90 olguda, erişkin döneminde %30-50 oranında allerjik etyolojilidir. Ailede genellikle atopi öyküsü vardır.

*Nonallerjik astım:

Herhangi bir allerjene karşı spesifik IgE varlığının gösterilemediği astım tipi nonallerjik astım olarak adlandırılır. Nonallerjik astım genelde 40 yaş üstü kadın olgularda görülür. Ailede atopi ya da astım öyküsü yoktur.

Hastalık şiddetine göre sınıflandırma

Bu değerlendirme hastanın gündüz ve gece yakınmalarının sıklığına, semptom giderici ilaç kullanım sıklığına ve solunum fonksiyon testlerine göre yapılır. Hastalığın başlangıç şiddetinin belirlenmesi, verilecek olan ilaç tedavisinin ve kontrol vizitlerinin sıklığı ayarlanması yönünde gereklidir.

Astım tedavisinde hedefe ulaşma yani klinik kontrolü sağlayarak sürdürmek, iyi bir hasta hekim işbirliğini sağlamaya çalışmakla. Kontrolü sağlamada güçlük çekilen hastalar, alerjisi olanlar, ağır astımlı hastalar, sık atak geçirenler, sigara içen ve bırakmada zorlanan astımlı hastalar mutlaka uzmana danışılmalı veya sevk edilmelidir. Yaş ve özelliklerine göre göğüs hastalıkları, çocuk sağlığı veya allerji uzmanlarına yönlendirilmelidir.