Kanserde  korunma ve erken tanının önemi

Kanser  genelde uzun zaman dilimi içerisinde ve pek çok farklı faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Bazı kanserlerde genetik faktörler  rol oynamakta, bazılarında ise  yasam biçimleri, yeme-içme alışkanlıkları, kimyasal maddelere maruz kalma  gibi çevresel faktörlerin katkıda bulunduğu düşünülmektedir. Genellikle bütün bunların farklı düzeylerde etkisi söz konusu olmaktadır.

Kanser oluşumunda şimdilik  genetik geçiş gibi bazı faktörler önlenememektedir. Ancak katkıda bulunan ve önlenebilen bazı faktörlerin ise en aza indirilmesi önemlidir.

 Kanser ortaya çıkma olasılığını artıran birtakım  faktörler şunlardır:

  • Tütün. Tütün ve mamüllerinin kullanılmasının özellikle akciğer, gırtlak, mesane, rahim ağzı kanserleri gibi kanserlerin ortaya çıkmasında büyük rol oynadığı bilinmektedir.
  • Beslenme. Beslenme alışkanlıkları ile kanserler arasında ilişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Araştırmalar beslenmede yüksek yağ içeriği bulunmasının, kalın barsak, rahim ve prostat gibi kanser türlerinde risk faktörü olduğunu göstermiştir. Obesitenin menapoz sonrası meme kanseri yakalanma olasılığını artırdığı bildirilmektedir. Öte yandan lif oranı yüksek beslenmenin ve D vitamini almanın bazı kanser tipleri için koruyucu özellik taşıdığı da gösterilmiştir.
  • Ultraviyole (UV) radyasyon. Güneş ışınlarına yoğun olarak maruz kalmanın cilt kanseri gelişimini tetiklediği bildirilmektedir.
  • Alkol. Aşırı alkol tüketenlerde ağız, boğaz, yemek borusu ve karaciğer kanserlerine yakalanma riski artmaktadır. Eğer ek olarak sigara da içiliyorsa, riskler daha da yükselmektedir.
  • İyonize radyasyon. Ortamdaki radyoaktivitenin yüksek olduğu durumlarda lösemi, meme, tiroid, akciğer gibi organ kanserlerinin ortaya çıkma riski artmaktadır.
  • Kimyasal maddeler. Bazı kimyasal maddelere, metallere, pestisitlere (örn. böcek öldürücüler) maruz kalmanın kanser riskini artırdığı bilinmektedir. Asbest, nikel, kadmiyum, uranyum, radon, vinilklorid, benzen gibi maddeler iyi bilinen kanserojen maddelerdir. Bu maddeler tek baslarına yada bir başka kanserojen madde ile, örneğin tütün ile birlikte kanser riskini daha da artırabilir.
  • Hormon replasman tedavisi. Menapoz döneminde eksilen hormonların yerine dışardan verilen hormonlarla menapoz belirti ve bulgularında rahatlama ve gerileme sağlanabilmektedir. Tek başına ve uzun süreli östrojen kullanımında ve meme kanseri riskinde artışa yol açabildiği öne sürülmektedir.

Bunların yanısıra meme, yumurtalık, prostat, kalın barsak gibi kanser tiplerinin bazı ailelerde daha fazla ortaya çıkması genetik yatkınlıktan kaynaklanmaktadır.

Kanser riski taşıdığını düşünen kişiler bunu doktorlarına danışmalı, düzenli sağlık kontrollerinden geçmelidir.

Tarama ve Erken Tanı

 Kanser henüz  belirti vermeden önce  erken bir aşamada  teşhis edilebildiği  taktirde hastalığın tamamen iyileşmesi mümkün olabilmektedir. Yaşa, cinsiyete ve risk faktörlerine göre düzenlenmiş  bir program çerçevesinde düzenli biçimde taramalar yaptırmak, kanserin erken tanınmasında, tedavi seçeneklerinin ve etkinliğinin artırılmasında önemlidir.

Toplumda çok rastlanan bazı kanser tipleri için yapılan tarama uygulamaları  ise şunlardır.


  • Meme.20 li yaşlarda kendi kendine yapılan meme muayenesini 30 lu yaşlardan sonra düzenli doktor muayenesi ve daha sonra ki yıllarda mamografi meme kanserlerinin erken tanınmasında önemlidir.

Mamografi meme dokusunun özel bir görüntülenme yöntemidir. Kırklı yaşların ortasından itibaren doktorun önerdiği sıklıkta mamografi ile tarama yapılmasının meme kanserinden ölümleri azalttığı  gösterilmiştir.

Meme ultrason u tek başına bir yöntem değildir. Mamografiye ilave olarak yardımcıdır.

Meme MR ise ailesinde meme kanseri olan yüksek riskli kişilerde önerilmektedir.

  • Rahim-ağzı (serviks). "Pap smear" testi denilen uygulamada, rahim-ağzından hücre örnekleri alınmakta ve mikroskop altında incelenmektedir. Burada kansere dönüşebilecek değişimlerin erken aşamada gözlenmesi kişinin hastalık ilerlemeden teşhis ve tedavisinin yapılmasını ve tamamen sağlıklı bir yaşam sürmesini mümkün kılabilecektir.

İlk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra her yıl bu test yapılmalıdır.

30 yaşından sonra peşpeşe yapılan testler normal bulunmuşsa tarama 2-3 yılda bire çıkarılabilir.

  • Kalın barsak ve rektum. Sindirim sistemi kanalının son bölümünü oluşturan doku ve organlarda ortaya çıkan kanserlerin erken tanınmasında kullanılan yöntemler arasında en önemlileri gaytada gizli kan testi ile kolonoskopi ve siqmoidoskopi dir.

50 yaşından sonra her yıl gaytada gizli kan ve 5( ABD)yada 10( TÜRKİYE) yılda bir kolonoskopi tarama planı dahilindedir.

Bu organizasyonlar genetik yatkınlığı olan ailevi kanserlerde geçerli olmayıp bu kişiler  daha erken ve sık aralıklarla takip edilmektedirler.

 Kanserin Belirtileri:

  • Bedenin herhangi bir bölgesinde (örneğin memede) doku kalınlaşması veya büyümesi olması
  • Ben, siğil gibi cilt lezyonlarının üzerinde belirgin bir değişiklik görülmesi
  • İyileşmeyen bir boğaz şikayeti
  • Uzun süren öksürük ve ses kısıklığı
  • Barsak yada mesane alışkanlıklarında ani değişiklikler
  • Hazımsızlık ve yutkunma güçlüğü
  • Açıklanamayan kilo değişiklikleri, ani zayıflama
  • Beklenmedik kanamalar
  • Normal olmayan akıntılar

"Ağrı" hissetmek kanser için bir koşul değildir. Ağrı, kanserin erken dönemlerinde bulunmayabilir.

Yukarıda söz edilen belirti ve bulguların bulunması kişide mutlaka kanser olduğu anlamına gelmemektedir. Ancak bu tür şikayetleri olan kişinin doktora başvurması ve gerekli tetkikleri yaptırması olası bir kanser hastalığının erken teşhis ve tedavisini sağlayacaktır.

 

 

Uzm. Dr. Aynur EKEN
Tıbbi Onkoloji Uzmanı
Özel Ortadoğu Hastanesi
www.ortadoğuhastanesi.com.tr
nureken@yahoo.com

 


Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest Addthis