MİGREN

                   Migren tekrarlayıcı nitelikte, sıklıkla tek taraflı ve zonklayıcı özellikte, beyin  ve otonom sinir sistemine ait  bozuklukların eşlik ettiği baş ağrısıdır.Ataklar arasında hiçbir semptom yoktur. Toplumda görülme sıklığı farklılıklar göstermekle birlikte, genel olarak  % 5-20 civarında olduğu söylenebilir.Bu nedenle toplumsal açıdan önemini korumakta olan bir hastalıktır. Kadınlarda daha sıktır. 10-20 yaşlarında başlayabilmektedir.Migrenli hastaların  genelde ailelerinde migrenli kişiler vardır.

Migrenin gelişimi

 Migren iç ve dış çevredeki ani değişikliklere karşı olunan bir sinir –damar  reaksiyonu olarak kabul edilmektedir. Bir teoriye göre aura döneminde beyin damarlarında daralma, zonklayıcı baş ağrısı döneminde ise kafatası içi ve dışı damarlarda gevşeme olmaktadır. Diğer bir teoriye göre beyin aktivite değişimleri ve beyindeki bazı maddelerin miktarlarındaki değişim ile olmaktadır.

 

Migren atakları  4 dönem  içermektedir:  1- Haber verici semptomlar dönemi: Baş ağrısı başlamadan birkaç saat ya da gün önce görülen dikkat dağınıklığı, huzursuzluk,  yerinde duramama, vücutta  su birikmesi, sık idrara çıkma, iştah değişiklikleri, bazı yiyeceklere ilgi gibi semptomların olduğu dönemdir. Migrenli hastaların yaklaşık yarısı bu semptomları tanımlamaktadır. 

                     2-Aura dönemi: Auralı migrende beyinle ilgili semptomların görüldüğü dönemdir.Örneğin beyinin görme korteksinden  doğan görsel  halisünasyonlar, zikzaklı çizgiler ,parlak ışıklar görülür.

                     3-Baş ağrısı dönemi: Hastalar için en rahatsız edici dönemdir. Çoğu  olguda tek taraflı görülür. Ağrı, taraf değiştirebilir veya iki taraflı olabilir. Hastaların çoğunda zonklayıcı karakterdedir. Hareketle artış gösterir.

                     4-İyileşme dönemi: Uyuma, kusma, yemek yeme ile ağrıda sonlanma, enerji azalması hissedilebilir.

                  Bazı faktörler migren atağını tetikleyici ya da hızlandırıcı olabilir. En sık görülenler açlık, alkol, menstürasyon, ışık, gürültü, kirli hava,deterjan ve parfüm kokuları , yorgunluk, stres, uykusuzluk, aşırı uyku, kahve ,çikolata, kola, baharatlı gıdalar, bazı katkı maddeli yiyecekler ve ilaçlardır.

                    Auralı Migren;

                   Öncül  belirtilerden sonra beyinle ilgili semptomların görüldüğü aura dönemini takiben baş ağrısı ortaya çıkar. Toplumda yaklaşık % 1 oranında görülür. Aura dönemi; lokalize beyin fonksiyon bozukluğunu  gösteren geri dönüşlü  belirtilerin görülebildiği dönemdir. Aura semptomu olarak geçici felç, duyu kusuru, dengesizlik,bir saatten kısa süren tek taraflı ışıklı parlak cisimler görme, körlük, görme alanı kapanması, gözü hareket ettiren kaslarda güçsüzlük yaşanabilmektedir . Bulantı ve kusma genellikle baş ağrısı ile başlar. 

                   Aura 1 saatten fazla sürerse -uzamış auralı migren- adını alır.

                   Aurasız Migren ;

                   Migrenlilerin çoğunluğu  bu tiptedir. Aurasız migrende haber verici dönem belirtileri olmasına rağmen aura belirtileri yoktur. Baş ağrısı genellikle  tek taraflı, zonklayıcı özelliktedir. Baş ağrısına ışığa sese hassasiyet, bulantı, kusma, idrara çıkma  eşlik edebilir.Auralı migrene göre baş ağrısı dönemi ağır sürer, 72 saate kadar uzayabilir. 72 saati aşan ağrı için migren statusu tabiri kullanılır.

Migren de;  4–72 saat süren 5 ya da daha fazla baş ağrısı atağı vardır.Baş ağrısı genelde tek taraflı, zonklayıcı, orta derecede veya şiddetli, egzersizle artmakta ,ayrıca bulantı, ışığa hassasiyet, sese hassasiyet eşlik edebilmektedir.Yine ağrının başka bir hastalıktan kaynaklanmadığı ortaya konulmuş olmalıdır.

                 Migrende tedavi;

Migrende tedavi, koruyucu ( profilaktik ) ve atak tedavileri  olarak ele alınır.

                 Profilaktik tedaviler  sık atak  geliyorsa ya da tek atak  çok ağır geçiyorsa uygulanır. Migren profilaksisinde; Migren atağını  tetikleyici faktörlerin belirlenerek önlenmesi, ilaç tedavisi, ilaçsız alternatif tedavi yöntemleri (akupunktur, nörobiyofeedback)    uygulanabilir.Hastadan hastaya değişen tetikleyici faktörler belirlenmeli, gerekirse hastanın yaşam biçiminin değiştirilmesi sağlanmalıdır.Koruyucu ilaçlardan kalsiyum kanal blokerleri, beta-blokerler, serotonin antagonistleri, antideprasanlar, antiepileptikler, botox düşünülebilecek seçeneklerdir.

Atak tedavisinde analjezik- antienflamatuarlar, triptan grubu ilaçlar, antiemetikler, neurobiyofeedback  seçenekler arasındadır. Ancak kişiye özel koruyucu ve atak tedavileri planlanmalıdır.

 

Migrende semptomlar geniş bir yelpaze oluşturnaktadır,ifade edilen özellikler her migren olgusunda bulunmamaktadır,  öyle ki bazen farklı şikayetlerle hekime geldiklerinde sorgulanırsa başağrılarının varlığı ve Migren vasfında olduğu anlaşılabilmektedir.

İçinde bulunduğumuz mevsimde, uzun ve güneşli günlerde özellikle yoğun tempolu çalışan  migrenlilerin daha dikkatli olmaları, kafeinli içecekleri ,  katkı maddeli gıdaları sınırlandırmaları, uyku düzenlerini gözden geçirmeleri, kokulara maruziyetten korunmaları,  tatile çıkarken kişiye özel  ağrı tetikleyicilerini gözden geçirip, dikkat ederek  gerektiğinde koruyucu tedavilerini  ve atak tedavilerini aksatmamaları, iş gücü, zaman, hayat kalitesi kazanmaları dileğiyle…

 


Ortadoğu Hastanesi


Facebook Twitter Google+ LinkedIn Pinterest Addthis