Şeker hastaları oruç tutabilir mi sorusu Ramazan Ayının gelmesiyle tekrar sıkça sorulmaya başladı. Özellikle insülin kullanması gereken hastaların kan şekeri dengesi büyük bir hassasiyet gerektiriyor. İnsülin ve idrar söktürücü ilaçlar kullanması gereken kişilerin oruç tutarken bilinçli hareket etmeleri büyük önem taşıyor. Zira bu tür ilaçlar metabolik denge üzerinde büyük bir etkiye sahip. Ramazan Ayında uzun süreler aç ve susuz kalmak kişinin kan şekeri ve tansiyon kontrolünü zorlaştırabiliyor. Sağlıklı insanlar bu değişimlere uyum sağlayabilirler fakat kronik hastalıklar söz konusu ise riskler de baş gösterir. Bu yüzden her hastanın kendi klinik durumuna göre değerlendirilmesi, oruç tutup tutamayacağına doktoruna danışarak karar vermesi gerekir.
Oruç tutarken vücudumuzun hem enerjiyi kullanım şekli hem de sıvı dengesi yeniden düzenlenir. Tüm bu fizyolojik değişimler sağlıklı insanlar tarafından tolere edilebilse de insülin ve idrar söktürücü kullanması gereken hastalar için bu durum kolay olmayabilir. Diyabet ve hipertansiyon aynı anda bulunuyorsa risk düzeyi de bu oranda artıyor demektir. Zira her iki hastalık da damar sağlığını doğrudan etkiler.
Oruç Sırasında Yaşanan Metabolik Değişimler Nelerdir?
Oruç tuttuğumuz süre boyunca vücudun glikoz alımı kesilir. Vücut enerji gereksinimini depolardan karşılar. Karaciğer ilk evrede glikojen depolarını kullanır. Fakat bu depoların kapasitesi oldukça sınırlıdır. Süre ne kadar uzarsa kan şekeri de o kadar düşer ve kişi kendisini halsiz hissetmeye başlar. Özellikle insülin kullanması gereken kişilerde bu düşüş çok daha hızlı ortaya çıkar.
Susuzluk süresinin uzaması kan hacmini azaltır. Vücudun tansiyon dengesini bozar. İdrar söktürücü ilaç kullanımı da hastanın sıvı kaybını arttırmaktadır. Ramazan ayında bu sıvı kaybı daha büyük boyutlara ulaşır. Bu yüzden baş dönmesi ve çarpıntı gibi şikayetler sıkça görülmeye başlar.
Uzun Açlığın Kan Şekeri Üzerindeki Etkisi
Uzun süreli açlık halinde de insülin etkisini sürdürür. Zira enjeksiyonla verilen hormon belirli bir süre aktif kalmaya devam eder. Her öğün atladığımızda kan şekeri düşebilir ve kişide hipoglisemi oluşabilir. Hipoglisemi hastada titreme, bilinç bulanıklığı ve terleme gibi semptomların görülmesine neden olur. Durum daha da kötüleşirse hasta nöbet geçirebilir veya koma durumu ortaya çıkabilir.
Kan şekerinde yaşanan ani düşmeler kişinin beyin fonksiyonlarını da etkiler. Zira beyin ihtiyaç duyduğu enerjiyi karşılamak için glikoza bağımlı haldedir. Bu yüzden hipoglisemi hızla müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Şekerin yükselmesi uzun vadede zarar verir. Fakat şekerde ani düşmeler akut tehlikeleri beraberinde getirebilir.
Susuzluğun Tansiyon Üzerindeki Etkisi
Oruç tutarken sıvı almamak damarların içindeki hacmi azaltır. Bu da hastanın tansiyonunun düşmesine neden olur. İdrar söktürücü ilaçlar kullanması gereken hastalarda bu etki daha ciddi şekilde ortaya çıkar. Hipertansiyon riski meydana gelir.
Tansiyonun ani düşüşü kişinin baş dönmesi veya bayılma gibi durumlar yaşamasına neden olur. Bunun yanı sıra elektrolit kaybı ritim bozukluklarını da beraberinde getirebilir. İleri yaştaki hastaların bu değişimlere karşı daha savunmasız olduğunu belirtmek gerekir.
İdrar Söktürücü Tansiyon İlaçları ve Ramazan Ayı
Tansiyon hastalığının tedavisinde yararlanılan ilaçların bir bölümü idrar söktürücü özellikler taşır. Zira bu ilaçlar sodyum atılımını arttırır. Bu ilaçlar hastanın tansiyonunun kontrol altına alınmasını sağlarken vücudun sıvı kaybını da belirgin şekilde arttırır. Ramazan ayında su tüketimi sınırlı olduğu için risk daha fazla olabilmektedir.
Tansiyonu dalgalı seyreden hastalarda bu durum daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Sıcak havalarla birlikte sıvı kaybı da artar ve tansiyon çok daha hızlı düşmeye başlar. Tüm bunlar kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkiler.
Elektrolit Dengesizliği Riski
İdrar söktürücüler yalnızca su değil elektrolit kaybına da neden olur. Zira bu ilaçlar kullanıldığında böbreklerden sodyum ve potasyum atılır. Elektrolit kaybından dolayı kişide çarpıntı ve kas krampları ortaya çıkar. Potasyum düşüklüğü ciddi boyutlara ulaşırsa ritim bozuklukları da meydana gelebilir.
İnsülin Kullanan Diyabet Hastalarında Oruç
İnsülin kullanan diyabet hastalarının oruç tutması genellikle tavsiye edilmez. Zira uzun süre aç kalmak kişide hipoglisemi gelişme riskini büyük oranda arttırmaktadır. İnsülinin kan şekerini düşürmesinin yanı sıra öğün alınmadığında vücudun dengesi bozulur. Bu yüzden ciddi seviyelerde şeker düşmeleri ile karşılaşılabilir.
Bazı hastalar insülin dozunu azaltarak oruç tutmayı planlar fakat bunun güvenli bir yaklaşım olduğunu söylemek mümkün değildir. Doz azaltıldığında hiperglisemi ortaya çıkabilir. Doz korunursa hipoglisemi riski artar. Bu yüzden en doğru planlamayı doktorunuza danışarak yapmanızda yarar vardır.
Diyabet ve Hipertansiyon Birlikteliği
Diyabet ve hipertansiyon hastalığını birlikte yaşayan hastaların damar hasarı riski de oldukça yüksek seviyededir. Bu hastalarda böbrek ve kalp komplikasyonları daha sık görülür. Oruç süreci metabolik stresi arttırır. Bu yüzden bu kişiler oruç tutma kararı alırken çok dikkatli olmalı ve muhakkak doktorlarına danışmalıdır.
Oruç Öncesi Hekim Değerlendirmesi
Doktor hastanın metabolik durumunu değerlendirerek ilaç dozunu güncelleyebilir. Zira her hastanın risk profili birbirinden farklıdır. Gerekli görüldüğü takdirde ilaç saatleri yeniden düzenlenebilir. Kan şekeri ve tansiyon takibi yapılarak komplikasyon gelişme riski azaltılabilir.
Hastalar sahur ve iftar saatleri arasında yeterli miktarda sıvı tüketmelidir. Fakat bu her zaman yeterli bir koruma sağlamayabilir. İdrar sökücü ilaçlar kullanması gereken hastalar gün içerisindeki susuzluktan dolayı ciddi risk altındadır.